Sorulara Göz At

Yetiştirici Köşesi

Depremden etkilenen çiftlik hayvanları için beslenme önerileri

Prof. Dr. Nurettin Gülşen 17-02-2023 319 Kez Görüntülendi.

Depremden etkilenen çiftlik hayvanları için beslenme önerileri

Asrın felaketi olarak tanımlanan yaşanılan iki deprem sonrası en büyük problemlerden birisinin de hayvanların beslenme ve barınmasındaki güçlükler olduğu ortaya çıktı. Özellikle ulaşılması zor olan kasaba ve köyler ile kırsalda bulunan hayvanların beslenmesi için yem sıkıntısı ortaya çıktı. Büyükbaş ve küçükbaş işkembeli hayvanların yaşamalarının yanı sıra verimleri için yüksek miktarlarda günlük yem tüketmeleri gerekiyor. Bu yemleri hayvanlara sağlamak ve ulaştırmak gerçekten ivedilikle ele alınması konuların başında geliyor.

Kaba yem beslemesi öncelikli olmalıdır

İşkembeli hayvanlar için en önemli yem maddeleri lifli olan kaba yemlerle beslemedir. Bu hayvanların günlük yedikleri yemin yarısının, bu mümkün değilse en az üçte birinin kaba yemlerden sağlanması şarttır. Aksi taktirde işkembeli hayvanlar sonu ölüme varan hastalıklarla karşılaşabilirler. Bu durumda hangi kaba yem kaynakları kullanılabilir? Köy ve kırsal şartlarda en fazla ulaşılabilecek yem maddeleri saman, kuru yonca, kuru ot ve silaj gibi yem maddeleridir. Bu kaba yem maddelerinin hepsini tek başına hayvanlarına yedirebilirsiniz. Yalnızca bu yemlerden birisini tüketen hayvanda verim kaybı mutlaka olacaktır ama hayvanların hastalanmadan önümüzdeki günlerde destek sağlanıncaya kadar sürede yaşamalarını sağlayacak miktarda yeterli besin maddeleri alınacaktır. Bunların içerisinde saman belki biraz yetersiz kalabilir ama önümüzdeki günlerde kısa süreli olarak tek başına yedirilmesinde sakınca yoktur.

Kuru yonca ve kuru ot tek başlarına hayvanları uzun süre besleyebilecek yeterliliğe sahiptirler. Mısır silajını büyükbaş hayvanlar için hayvanın canlı ağırlığına göre günlük hayvan başına 25-30 kg düzeyine kadar yedirebilirsiniz. Koyun keçi gibi küçükbaş hayvanlar için ise 50 kg canlı ağırlık için yaklaşık 1 kg kadar silaj yedirebilirsiniz. Birçok köyde paket veya sıkıştırılmış durumda şeker pancarı posası bulunmaktadır. Şeker pancarı posası lifli bir yem maddesi olmakla birlikte içeriğindeki şeker ve lifin hızlı parçalanması nedeniyle yüksek miktarlarda tek başına yedirilmesi uygun değildir. Bununla birlikte, saman ve kuru ot gibi kaba yemlerler birlikte olmak üzere günlük 20 kg düzeyine kadar yedirilebilir. Posalar için bu durum küçükbaş hayvanlar için de geçerlidir.    

Hayvanlarınızı tek başına kuru ekmek, arpa ve buğday gibi yemlerle beslemeyiniz

Çeşitli basın ve sosyal medya organlarında bazı yetiştiricilerin yem bulamadıkları için sadece ulaşabildikleri kuru ekmek, arpa ve buğday gibi yem maddeleriyle hayvanlarını tek başına beslediklerini açıklamışlardır. Bu şekilde beslenen hayvanların çoğu hastalanacaktır. Karbonhidrat ve enerji kaynağı bu gibi yiyeceklerin tek başına yedirilmesi işkembeli hayvanlar için uygun değildir. Bir ineğin ya da koyunun yediği yemin en fazla üçte ikisine kadar bu yemlerle besleme yapılabilir ama alıştırma yapmadan yedirmeyiniz. Yani günlere yayarak tüketimlerini artırmazsanız hastalık oluşturabilirler. Küflü olan ekmek gibi yem maddelerinden uzak durunuz, hayvanları besleyeyim derken daha büyük problemlerle karşılaşabilirsiniz.

Kabaca yemi kendiniz hazırlayabilirsiniz

Fabrika yemleri ile besleme şart değildir. Zor durumda ve yeme erişilemeyen bugünlerde eğer elinizde bulunuyorsa arpa, mısır, ayçiçeği küspesi, pamuk tohumu küspesi, soya küspesi, kepek gibi yem maddelerini her birini karışımdaki oranda beşte birini geçmeyecek şekilde karıştırarak fabrika yemi gibi besleyebilirsiniz. Bunların her birini tek başına günlük miktarı inekler için 2 kg’ı geçmeyecek düzeyde alıştırarak da yedirebilirsiniz.  

Hayvanlarınıza temiz su sağlayınız

Su içmeyen hayvan yem de tüketemez. Hayvanın yediğinin 3 katından fazla miktarda su içmesi gerekir. Hayvanların her türlü suyu içebileceği gibi yanlış bir inanış söz konusudur. Deprem bölgesinde temiz suya ulaşma güçlükleri elbette olacaktır. Kirli ve bulanık nitelikli suların hayvanlarda ciddi kanamalı hastalıklara sebep olabileceği unutulmamalı, temiz su içmeleri mutlaka sağlanmalıdır.

Tuz, Vitamin-mineral ve katkılarla besleme

Bu maddelerin mutlaka günlük olarak hayvanlara yedirilmesi gerekir diye bir zorunluluk bulunmamaktadır. Kısa sürede yetersizlikleri gözlenmeyebilir ama önümüzdeki günlerde sağlanmaya çalışılması gerekebilir. Yeterli miktarda tedarik edebiliyorsanız büyükbaş hayvanlar için günlük 50 gram, küçükbaşlar için 5 gram kadar tuz sağlayabilirsiniz. Elinizde bulunuyorsa uzun süreli olarak sağlamak için vitamin ve mineralleri önerilen miktarlardan çok daha düşük miktarlara kadar düşürerek verebilirsiniz.

Süt emen buzağı, kuzu ve oğlaklara özellikle dikkat edilmesi gerekiyor

Hayatının ilk 2 ayında olan ve süt için bu hayvanların beslenmeleri oldukça zor bir durumdur. Bizler önceliği bu hayvanlara vererek ineklerin ve koyunların verdikleri sütleri bu gruptaki hayvanlara içirmeliyiz. Çünkü bu hayvanların henüz kaba yemleri ve nişastalı yemleri sindirebilecek yeterli sindirim sistemleri gelişmemiştir. Günlük olarak bir buzağı en az 4 litre süt içmeli, kuzu ve oğlaklarında annelerini emmelerine müsaade etmeliyiz. Her ne kadar besleme durumlarının kötüleşmesi nedeniyle sütleri azalmış olsa da anneleri yavrularını besleyecektir.

Altı aylık yaştan büyük hayvanlar dış ortamda barındırılabilir

Birçok ahır ve işletme yıkıldığı veya zarar gördüğü için hayvanların da barındırma sorunu ortaya çıkmıştır. Zira çok sayıda hayvanın da deprem nedeniyle öldüğü veya yaralandığı haberlerini aldık. Anadolu’da işkembeli hayvanların dış ortamda üşüyeceğine dair yanlış bir inanış söz konusudur. Yemlik ve yatma alanlarını bir örtü ile yağıştan koruma altına almanız durumunda işkembesi gelişmiş genç ve yaşlı hayvanların kapalı ortamlarda bulundurulmalarına gerek yoktur. Hatta tipi altında dahi hayvanların rahatça barındıklarına çoğu zaman şahit olunmuştur. Yeter ki yemlerini ve sularını sağlayınız. Genel olarak -30/-35 °C’ye kadar hayvanlar dirençli olmakla birlikte içerisinde bulunduğumuz bu günlerdeki soğuk havanın da hayvanlarımız için üst sınır olduğunu unutmayalım. Özellikle yeni doğum yapmış hayvanları, buzağı ve kuzu-oğlakları ılık/sıcak ortamlarda bulunduralım, mümkün değilse dış ortamda en azından üzerlerini bezlerle saralım.

Türk milletine, yetiştiricilerimize ve etkilenen insanlara deprem nedeniyle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılarımıza acil şifa temenni ediyorum. Allah birlik ve beraberliğimiz artırsın, sabırlar versin inşallah. İnanalım, birlik ve beraberlikle her türlü zorluğu aşabiliriz.    

Prof. Dr. Nurettin GÜLŞEN

Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı, Konya.

https://www.yetistiricisoruyor.com

nurettin@yetistiricisoruyor.com

https://www.facebook.com/yetistiricisoruyor/

https://www.instagram.com/nurettingulsen44/

https://twitter.com/ngulsen