Sorulara Göz At

Yetiştirici Köşesi

Koyunculuk değişiyor mu?

Prof. Dr. Nurettin Gülşen 21-12-2023 1127 Kez Görüntülendi.

Koyunculuk değişiyor mu?

Koyunculuğun hayvancılığın temel alanlarından birisi olduğu hatta başı çeken bir hayvancılık kolu olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Koyunculuğa karşı kimi zamanlarda ilgi azalsa ve koyun sayısı düşse de zaman zaman tekrar eski günlerdeki haline gelme meyli gösterebiliyor. Çağın gereklilikleri ve yönlendirmeleri de diğer hayvan yetiştiriciliğinde olduğu gibi koyunculuğu da ister istemez yapısal olarak değişime zorlayabiliyor. Buna bağlı olarak farklı koyunculuk modelleri de kendiliğinden ortaya çıkıyor veya deneniyor.

Çayır ve meraların kalite ve alan olarak azalması etkili bir faktör olarak görülüyor?

Koyunculuk üzerine en başta gelen ve hemen hemen herkes tarafından öne sürülen gerekçelerden birisi çayır ve mera alanlarının azalması ya da kalitelerinin düşmesi olarak gösterilmektedir. Gelinen nokta itibarıyla bu görüşün oldukça doğru olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Meraların tarım arazilerine dönüşmesi veya yapılaşmaya açılması koyunculuğa elbette büyük darbe vuruyor. Bunun dışında son yıllarda yaşanan global ısınmadan meraların kalitesinin olumsuz etkilediği de bir gerçek. Kuraklık büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Zaten kıt olan bitki örtüsü yeterince gelişemediği için zayıflayabiliyor, besleyici özelliği ortadan kalkabiliyor, hayvanlar beslenecek otu zor buluyor. Yayla ve meralarda besleme yapan koyuncularımızın en genel problemlerinden birisinin bu olduğu gözlenmektedir. 

Koyunculukla uğraşanların yaşı ve çoban bulmadaki zorluklar da etkili oluyor

Şehirlerde bile emek isteyen ağır işlerde iş gücü bulmanın zor olduğu bu dönemde tüm gününü köyde, çayır veya merada geçiren koyuncuların sayısında önemli azalma ile birlikte yetiştirici yaş ortalamalarında da artış gözleniyor. Dahası, koyuncuların çocukları da bu işi yapmaya devam etmek istemiyorlar. Artık gençler şehirlerde yaşamak istiyorlar. Aslında en uzak köyün veya ağılın-çiftliğin şehirlere en fazla saat uzaklığında olduğu bu devirde gençlerin hayvancılıktan uzaklaşarak şehirlerde çok daha ucuza ve kolay işleri tercih etmeleri de biraz anlamsız geliyor. Çünkü şehire, okula, alışveriş merkezine, hastaneye, okula ulaşım artık çok daha kısa sürede sağlanabiliyor. İnternet birçok imkanı şehirlere gitmeden köylerde de sunabiliyor. Galiba gençler hayvancılığa ilgi duymuyorlar demek daha doğru bir yaklaşım olacak.

Koyunlar için çoban bulma da önemli bir problem. Grafik 1’de gösterildiği gibi Zooteknist Fatih PALA tarafından Eskişehir ve Karaman illerinde koyunculuğun yapısı ile ilgili olarak yapılan bir yüksek lisans tez araştırmasında koyunculuk işletmelerinin yaklaşık yarısının bakıcılar tarafından yönetildiği ortaya çıkarılmıştır1. Yabancı çoban varlığı bu ülkenin bir gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Maalesef sadece çoban değil, diğer hayvancılık ve tarım alanlarındaki işçilerin büyük bölümünü de sanki yabancılar oluşturuyor. Bu durum diğer hayvancılıkta ileri ülkelerde de böyle. Bugün Amerika’da da Latin kökenli kaçak işçiler olmazsa hayvancılık ve tarımın önemli oranda sekteye uğrayabileceği konuşuluyor. Devlet de bu durumun farkında ve çoban istihdamı yönünde ciddi teşvikler de var. Buna rağmen meraya gidecek çoban bulmak zor.

Grafik 1. Eskişehir ve Karaman illerindeki koyunculuk işletmelerinde çalışanların durumları

Koyunculuğun modeli değişiyor!

Son yıllarda çok sayıda yabancı koyun ırkının damızlık olarak Türkiye’ye giriş yaptığı bilinen bir gerçek. Benim de ırkının ismini bilmediğim veya telaffuzunda zorlandığım koyunlar var. Kimisi sütçü, kimisi etçi, kimisi de kombine dediğimiz saf veya melezleme ile elde edilmiş ırklar bunlar. Geldikleri ülkelerde çoğunlukla meralarda otlayan bu hayvanları ülkemizde bizim şartlarımızda nasıl besleyebiliriz diye yeni koyun yetiştiriciliği modelleri deniyoruz. Göründüğü kadarıyla bundan sonra koyunculuk sadece merada değil aynı zamanda inek besler gibi ağıllarda kapalı ortamlarda yani teknik tabiriyle “entansif” dediğimiz şartlarda da yapılacak. Entansif veya kapalı ağıl şartlarında yapılan bu yetiştiricilik modelinde hayvan yürümüyor, çiftlik şartlarında hazırlanan veya satın alınan yemlerle besleme yapılıyor. Bu doğru bir yetiştirme şekli mi bilemiyorum ama yapanların sayısının gün be gün arttığını rahatlıkla söyleyebilirim. 

Entansif koyunculukta nasıl bir değişim yaşanıyor?

Kapalı ağıllarda yapılan “entansif” koyunculuk ile bizim “ekstansif” dediğimiz meraya dayalı koyunculuk arasındaki birbirine benzemeyen önemli farklıklar bulunmaktadır. Koyunculuğun yaygın olduğu Aksaray ilinde Sabri GÜL ve arkadaşları tarafından yapılan bir araştırmada2 koyunların genellikle 18 aylık yaşta ilk defa çiftleştirildiği ve koç katımı için genellikle eylül ayının tercih edildiği belirlenmiştir. Aynı çalışmada Tablo 1’de gösterildiği gibi koyunculuğumuzun yapısı “kombine” dediğimiz süt, et ve yapağı üretimini kapsadığı ortaya koyulmuştur. Oysaki entansif dediğimiz modelde koyunların mümkün olan en kısa sürede ve aralıklarda çiftleştirilmesinin yanı sıra sütçü veya etçi olarak bir ayırımın yapılması da gerekmektedir. Aşağıda da açıklandığı gibi değerli olan koyun sütünü elde etmek için de özel çiftleştirme yöntemleri uygulanmaktadır. 

Genel olarak yeni entansif modeldeki farklılıklar şunlardır:    

•    Kapalı sistem koyunculukta otlatma yapılmamaktadır. Yani kaba yem kaynakları işletmede üretilmekte veya dışarıdan satın alınmaktadır.     

•    Kaba yem kaynağı olarak mısır silajı gibi silaj kaynakları, sanayi yan ürünleri olan posalar, yonca gibi baklagiller kuru otları ve farklı samanlar kullanılabilmektedir. Bunlar merada yapılan beslemede olduğu gibi yeşil yem kaynağı olarak değerlendirilemez. Süt ineği yetiştiriciliğinde olduğu gibi büyük bölümü dışarıdan satın alınarak kullanılır.

•    Sütçü koyunların fazla ve uzun süre süt vermesi veya etçi koyunların kısa sürede tohumlanarak daha kısa sürede ve fazla sayıda yavru elde etmek için kullanılan konsantre yemlerde farklılık göstermektedir. İlk hayvan besleme ilmine başladığım dönemlerde koyunlar %13 ham protein içeren fabrika yemleriyle beslenirken bugün aynı inekler gibi %18’den fazla ham protein içeren karma yemlerle besleme yapılıyor. Yine son derece yoğun enerji kaynakları ile besinsel katkılar da yoğun ve fazla miktarlarda kullanılıyor. Kısacası, merada beslenen hayvanların tükettikleri besin maddeleri, yem çeşitliliği tüketim miktarları ile entansif kapalı sistemde uygulanan besleme farklıdır. İki besleme modelinde kullanılan konsantre yemler ve içerikleri önemli düzeyde farklıdır.  

•    Entansif koyunculukta hayvanın yetiştirme amacına uygun besleme stratejileri uygulanmalıdır. Yani eski usulde olduğu gibi koyun hem sütünden hem etinden faydalanılan bir hayvan olmaktan uzaktır. Koyun ya sadece sütçü ya da etçi olarak değerlendirilmektedir. 

•    Sütçü koyunlarda doğumdan sonra çoğunlukla kuzular annelerinden ayrılmakta ve mama veya süt ikame yemi denilen süt yerine geçen maddelerle besleme yapılmaktadır. Kuzular çoğunlukla 2 ay gibi kısa bir sürede sütten kesildikten sonra erkek kuzuların genellikle hızlı ve yoğun besiye alınması tercih ediliyor. Dişiler kuzulara ise damızlık materyal olarak başka bir besleme yöntemi uygulamakta ve yaşlarına varmadan tohumla yapılmaktadır.   

•    Etçi entansif koyunculuk modelinde de annelere doğum sonrası süt sağımı yapılmamakta, genellikle kuzular 2-4 ay aralığında annelerinin altından alınarak sütten kesilmektedir. Erkek kuzular genellikle 3 ay civarında yoğun besiye alınmakta veya koç olarak ayrılmaktadır. Dişi kuzular ise besi değil damızlık materyal olarak değerlendirileceklerse yine yaşlarına varmadan tohumlanmaktadır. Burada temel hedef annenin doğum sonrası birkaç ay gibi oldukça kısa bir sürede tekrar tohumlanarak gebe kalmasının sağlanmasıdır.

Bu amaçla sünger ve hormon uygulaması gibi bazı modern teknikler artık yaygın olarak yapılmaktadır. Niğde’de  entansif Lacaune sütçü koyunu yetiştiriciliğinin güzel bir örneğini veren Veteriner Hekim  Şehriban Nur Kandemir’in sünger uygulaması ve elde ettiği yavru aşağıdaki video ve resimde verilmiştir. Kandemir, koyunlarda gebeliğin erken dönemde sağlanması için kullanılan yöntemlerden biri olan sünger uygulamasının kuzu doğumlarını aynı zamana toplulaştırması, bir örnek kuzu elde edilmesi nedeniyle pazarlama ve damızlıkta kullanımına avantaj sunması ve çoğul gebelik olasılığını arttırması gibi faydaları olduğunu belirtmektedir.

Resim 1. Sünger uygulaması ile doğan kuzular

•    Entansif model koyunculukta birim süt veya et verimi için harcama giderlerinin iyi hesaplanması gereklidir. Yem tüketimleri hesaplanmayan, grup beslenmesi yapılmayan koyunların entansif şartlarda kapalı ahırlarda beslenmesi oldukça zordur. Bu sistemler özel besleme teknikleri ve hesap isterler. Gebeliğin başında ve sonunda olan koyunların yanı sıra süt veren ve sütten kesilen hayvanların da beslenmeleri farklıdır. Çiftleştirme zamanı bile farklı bir besleme uygulanmalıdır. Kuzuların besin madde ihtiyaçları ve rasyonları da yaşa ve besleme modeline göre oldukça farklıdır. Süt ineği ve besi danasında olduğu gibi profesyonel ve modern teknikler uygulanmadan entansif kapalı koyunculuk modellerinin de yapılması biraz zor denilebilir.

Koyunculuk insanoğlunun olmazsa olmaz uğraş alanlarından birisidir. Meraya dayalı koyunculuğun azalması elbette çok üzücü ve üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gereken stratejik bir konudur. Ektansif dediğimiz meraya dayalı koyunculuktan vazgeçmek imkansızdır fakat zamana ve şartlara bağlı olarak bazı değişiklikler kendiliğinden gerçekleşmektedir. Bunları iyi bilmemiz, kendimizi geliştirmemiz ve yeniliklere açık olarak stratejiler geliştirmemiz hayvancılığımızın devamlılığını sağlayacaktır.  

Kaynaklar

1.    Pala, F. (2012). Orta Anadolu Bölgesi Koyunculuk İşletmelerinde Akkaraman ve Orta Anadolu Merinosu (Konya) Irkı Kuzularda Besleme Metotları ve Şartlarının Belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü.

2.    Gül, S., Oflaz, N Z., Keskin, M., ve Behrem, S. (2022). Aksaray İlinde Koyun Yetiştiriciliğinin Yapısal Özellikleri. Erciyes Tarım ve Hayvan Bilimleri Dergisi, 5(2):1-11.